Gönlümden Geçenler

08 Kasım 2006

Beklenti İçinde Olmamak

‘Beklentiniz olmazsa hayal kırıklığınız da olmaz’.
Bu sözü hep duyarım. Her seferinde bir an doğru olduğunu düşünürüm. İşin aslı beklenti kelimesinden ne anladığına bağlı. Bence bu kelime herkes için farklı anlam ifade edebilir. Hatta bu anlam farkı bu sözü duyan kişi sayısınca olabilir.
Benim bu kelimeden anladığım umut. Umudumuz olmazsa hayalimiz olmaz ki hayal kırıklığı olsun. Sorarım size, bu güne kadar büyük büyük sıkıntılarınıza bir umuda sarılarak katlanmadınız mı?
Bir genci düşünün (kız ya da erkek) evlilik öncesi bir kararda şöyle düşünebilir mi? Ben bu evlilikten hiçbir şey beklemiyorum. Eh olursa olur, olmazsa ne yapalım. Karşımdaki bu insan benim beklentilerime cevap vermeyebilir ama olsun. Böyle bir genç var mı, merak ediyorum. Varsa da duyguları alınmıştır herhalde. İnanın böyle olsa hiçbir genç evlenmeyi düşünemez bile.
Ne güzel hayallerdir onlar. Karşındakini en iyi insanlardan biri olacağına, size karşı anlayışlı ve nazik olacağına, en huzurlu evlerden biri sizin eviniz olacağına olan inancınız.
Anne baba adayı gençler düşünün. O evladın eve mutluluk getireceğini düşünmezse kim evlat sahibi olmak ister ki? Anne onu karnında dokuz ay taşıyor ki sonunda yavrusunu kucağına almayı bekleyerek. Anne ilk aylarda onca sıkıntıya niye katlanır ki, dünyanın en tatlı yavrusu kendisine ait olduğu inancı olmasa.
Günümüzde erişkin yaşı ortalama 25. O 25 yıl içinde neler yaşanır. Neler sığar bu yıllara. Çeyrek asır… Bu yılların her aşamasında sizi gayrete getiren, zorlukları yenmenizi sağlayan evladınızın akıllı, hayırlı, başarılı bir birey olacağına dair umudunuz değil midir?
Günü geldiğinde yavrularınızı evlendirirsiniz. Daha doğrusu evlenmelerine rıza gösterirsiniz. Niye? İnşallah mutlu olur diye. Hangi anne baba artık yaşı geldi, kim olursa olsun artık evlenmeli diye düşünebilir ki?
İnanın ki bir evlat sahibi olduğunuz günden Hakkın rahmetine kavuştuğunuz güne kadar evladınız için endişelenmeye devam edersiniz. Bunu büyüklerimden biliyorum, felçli anneannemin evladı için endişelerine şahit oldum.
İnanın beklentilerinizin bittiği yerde umudunuz, umudunuzun bittiği yerde hayalleriniz, hayallerinizin bittiği yerde yaşama sevinciniz ve isteğiniz biter. Benim fazla hayalperset olduğumu düşünebilirsiniz. En büyük hayalim cennet, en büyük beklentim affedilmek, en büyük umudum şefaat edilmek.
“Yarabbi, bizi ahiret hayatında hayal kırıklığına uğratma. Bizi ümitsiz ve duasız etme”
Amin

01 Ekim 2006

“Haram”ı Ve “Harem”i Küçük Harfle Okumak

Büyük harfle okuduğunuzda madalyonun ön yüzünü(size gösterilmek isteneni)küçük harfle okuduğunuzda madalyonun arka yüzünü(görmek istediklerinizi)görürsünüz.
‘Oraya çağırılan gider. ’ Bu sözü hep duyarım. Sanki sıradan gibi. Aslında öyle ince anlamlar taşıyor ki,bunu orada anlıyorsunuz.
Yıllar önce eşim hacca gitmiş,ben çocuklarım yüzünden gidememiştim. Annemi o zaman anladım. O da babam giderken bizim yüzümüzden gidememişti. Demek ki o da benim gibi mahzun olmuştu. Yıllarca ‘Yarabbi önce annem gitsin. ’diye dua ettim. Rabbim duamı kabul etti,geçen yıl annem gitti. Bu yıl da bana yol açıldı. İçimde bu yıl farklı bir gitme arzusu var. ’Allah dilemezse dilemeyi vermez. ’ Ne doğru bir söz.
12 Nisan Perşembe sabahı Konya’dan,akşam da İstanbul’dan hareket edeceğiz. Sanki birisi gelip gidemiyorsun diyecek. Hamdolsun öyle olmadı. 13 Nisan Perşembe sabahı Medine’ye ulaştık,otele yerleştik.
Madden temizlenip hazırlandım,manen de temizlenmek için Harem’e gidiyorum.
İlk gördüğümde öyle şaşırdım ki:’ne kadar güzel. ’Manevi değerini hepimiz biliriz. Anlatılanlar da bu yönde. Neden bu kadar güzel olduğunu söylemediniz?
Kalbimde çarpıntı,gözlerimde şaşkınlık,dilimde hayret:’Allahım Peygamber’inin dünya mekanı bu kadar güzel Cennet nasıl ki?’
Harem’in sınırlarından içeri girince üzerinize bir sekine iniyor. Görevlilerin kibar sözleri:’sabır haci. ’fazlen haci harici. ’Pratikçe kontrolden geçiyorsunuz.
İçeriye girdim. Burası dünya meşakkatlerinden uzak huzur yeri. Namaz,tesbih ve tefekkür. Allahım sana şükürler olsu. Torunmun dinlediği kaset kulaklarımda:!teşekkür ederim Allahım,seni çok seviyorum Allahım. ’
Peygamber efendimizin (s. a. v. ) kabrini ziyaret ediyorum. O’nun ümmetine yakışmayan bir izdiham. Görevliler çırpınıyor ama anlayan kim?Ne yapsınlar,dövsünler mi?
2. gün her millete görevli tahsis ettiler. Peygamberi ziyaretin adabı, bidat olanlar ve sabır konusunda bilgilendirildik. Bölüm bölüm alındık. Çok şükür bugün daha feyizli.
Canısı, yeşil kubbenin altında istirahatte. Kıyamet günü ümmeti için şefaat etmeyi bekleyecek. Bir yanına adaleti,diğer yanına sıdgı almış. İkisi de dünyada da ahirette de öyle gereklidir ki. Canım sana layık ümmet olamadık bir türlü. Seni ziyarete geldik,ancak Senin sabır ve nezaketinden ne kadar uzağız.
Ey Nebiler Nebisi,Sen yine de bize sahip çıkarsın değil mi?Ne de olsa ümmetiniz.
Namaz sonrası aniden ortalık aydınlandı. Tavan açıldı. İçeriye gün ışığıyla birlikte kuşlar girdi. Ne güzel bir tablo. Halıların üzerinde,çevrenizde dolaşıyorlar. ’Allahım burası dünyanın 7 harikasından birisi olmalı’. (diyeceksiniz ki oraları gördün mü?)sonra düşünüyorum:Bu bölgeye gayrimüslim giremiyor ya,herhalde ondan paha biçemiyorlar.
Alemin akıllısı benim ya,iç avluda resim çekmeye kalktım. Sadece içeride yasak sanıyordum. Meğer iç avluda da çekilmezmiş.
Görevlinin beni ikazı,yönetim odasına götürüşü,filmi çıkarması,beni yolcu edişi.
Az laf , çok iş, olabildiğine nezaket. Her hareketlerine hayran oldum. Nezaket kurallarını bildiğimi sanırdım. 4 gün nasıl geçti anlayamadım. ’Medine2ye varamadım,gül kokusunu alamadım. ’Vardım da doyamadım.
17 Nisan Perşembe ikindi vakti Mekke’ye ulaştık. Sanırdım ki Mekke’ye girince Kabe’yi göreceğim. Yanına yaklaşıncaya hatta içeri girinceye kadar göremiyorsunuz. Sonra anladım ki etrafı kayalarla kaplı bir düzlükte Kabe. (şimdi kayaların yerine oteller yapılıyor. )
Aynı şaşkınlık burada da:’Allahım ne güzel!’Senin evin böyle,Cemalin nasıl ki?Müthiş hareketlilik ve sinerji. İnanılmaz bir çekim gücü, göz almaz bir güzellik. Saydaki heyecan,tavaftaki huzur,namazdaki huşu,Kabe’ye bakarken gözlerdeki surur,zemzemin serinliği. Anlatılmaz yaşanır…
Tavafta her millet var. Akşam gün batarken,sabah gün doğarken üst kattan tavafı seyretseniz!Bir görüntü böyle güzel mi olur?Gözlerim böylesini görmedi.
Çok üzgünüm ama Türk hacıları temiz ama sabırsız. İranlı hacılar tesettürlü(özellikle erkeklerin ihramları son derece edepli)ancak haşin. Malezya,Endonezya hacılarını kibar ama panik buldum.
Toplu yapılan tavaflar(Türkiye cemaatleri de dahil)Hüccacı sıkıntıya sokuyor. Hüccac bilgilendirilse,herkes ferdi tavaf yapsa olmaz mı?
Tavafta yerli halkın(Suudilerin) gösterdikleri vakur,nezaket ve sabır. Bize lanse edilen çok farklı. Mümine yakışır bir sekine var üzerlerinde.
Son günlerde ayağımda sorun çıktı. Aksıyordum. Merdivenlerden çıkarsam zorlanırım diye özürlü arabalarının yoluna yöneldim. Bir Suudi hanıma yol verdim,ona engel olmayayım diye. Ben geçmeyince geçmedi. İşte yine nezaket dersi.
Yetkililerden Allah(c. c. ) razı olsun. Kabe’nin temizliği konusundaki gayretleri taktire şayan. Ancak bu kadar olabilir. Polisinden temizlikçisine kadar çalışanlara müteşekkirim. Allah(c. c. ) hizmetlerini kabul etsin.
Elhamdülillah 50 tavafı tamamladım. Son tavaflar gözyaşı içinde ama olsun.
Dinimin gücüne vakıf olarak,Müslümanlığın tadına vararak,dindarlığın dezavantaj olmadığını hissederek. ,dönüş için yola çıkıyoruz.
Manevi bir hafiflik. Allah’ın(c. c. ) ve Rasül’ünün evinde misafir olmanın hazzı. Salih bin Talib’in Kur’an tilaveti,ayrılığın hüznü,sosyolojik gözlemlerimle dönüyorum işte kürkçü misali.
Havaalanında bize yarattığı sıkıntıya rağmen,(maddiyatı maksimum,manevitatı minimum)gencin ferasetini arttır Yarabbi!
Bir problem olduğunda koşarak gelen,ismini bilmediğim Elçi Turdan (yaka kartından okudum) gence de duam şu:’Seni dünyaya getiren ana dünyada ve ahrette sıkıntı yüzü görmesin. ’
Allahım lütfen kabul olan Umrelerin içine bizimkini de dahil et!Manen dolu dönenlerden olalım inşallah. Sana yakışır bir kul,Rasul’üne yakışır ümmet olabilmenin gayretini ver.
Dualarımda güzel umre,güzel hac istemiştim. Güzel umre oldu. Darısı güzel hacca inşallah...